Döngü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Döngü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2011 Çarşamba

DÖNGÜ II


Uludağ mütedeyyin bir semazendir. Sağ eliyle topladığı bereketi sol eliyle yağdırır Bursa ovasına. Döndükçe açılır etekleri ta Alaçamdan Kirazlı’ya. Uludur, çıkan bilir doruğuna. Tanrının ulu olduğunu ezan sesi olmadan fısıldar insanın kulağına.
Uludağ sisten duvağıyla muhteriz bir gelindir. Bekâretine göz dikmiştir, bir tek kendine dönen kompradorlar. Lakin onlar ‘kar’ı kâr diye okuyorlar. Ve Uludağ yılların yorgunluğuyla susarken, içinden küfrettiğini bir tek yaşlı çınarlar bilir.

Uludağ içindeki ateşi püskürememiş bir sirk nümayişçisidir. Dönse de soğutamaz içindeki yangını. Bu sebeptendir ki göz göl olmuş bağrında gözyaşları birikmiştir. Ve Uludağ dönmeye başladığından beri bizim gibi kaç kişi yamacından geçmiştir.

DÖNGÜ

Uludağ narin bir balerin, bizse eteklerine yapışmış dönüp duruyoruz. Oysa daha demin gibiydi, yanımızdan geçerken lodosa karışıp dönen tozlar şimdi döne döne düşen karın altındalar.. Şimdi yenilenen takvim yapraklarında yeni çıplak kızlar erkeklere zamanın geçtiğini unutturuyorlar. Masamın üstünde her biri bir haftaya denk gelen üç yaprağı kaldı takvimin. Bir haftada ne kadar çok yaşar insan, bir yaprağa ne kadar çok şey yazar. Yaşarken fark etmediği insanın, yazıldığında ne kadar da parlar.

Bir şeyi daha anladım yılı devirmeden; kaybedecek şeyi çok olanlar hayallerine kavuşamazlar. Koca yıl boşa geçmemiş yani. Dünya güneşin etrafında turunu tamamlarken, akrep yelkovana sırtını dayamış altmış adımdan sonra bir zahmet ilerlerken, bir şeyi öğrenmek için ne kadar yaşamamız gerektiğini bilemezken, belki de hiç öğrenemezken takvim yaprakları arasında dönüp duruyoruz işte..